Ay: Aralık 2025

  • Yeni Çağın Mimarları

    Eskiden yıllar süren gelişmeler artık haftalara sığıyor. Teknoloji dünyasında zaman algımız tamamen değişti. Son dönemde OpenAI’ın sessizliğini bozması, Google’ın ajan teknolojileri ve Time dergisinin 2025 kapağı, sadece yeni ürünlerin tanıtımı değil, dünyanın işletim sisteminin değiştiğinin ilanı gibi.

    Yapay Zeka Mimarlarının inşa ettiği yeni dünya düzeni:
    Time’ın en çarpıcı tezi, “direksiyonda artık sadece siyasetçiler yok” argümanıdır. Çip üretenler, model eğitenler ve veri merkezi kuranlar, toplumun geleceğini şekillendiren yeni güç merkezleri haline gelmiştir. Makale bu durumu “yeni bir iktidar” olarak tanımlamakta ve bu gücün Washington’daki teknoloji lobilerinden, Çin’in devlet destekli yapay zeka hamlelerine ve Teksas çöllerinde yükselen devasa veri merkezlerine kadar uzandığını göstermektedir.

    yenicag

    Bu yeni çağda, yarışın en önemli kaynağının “en akıllı model değil; enerji, fabrika ve altyapı” olduğu tespiti, gücün somut ve fiziksel kaynaklara ne kadar bağımlı olduğunu ve jeopolitik üstünlüğün artık bu kaynakların kontrolünden geçtiğini ortaya koymaktadır.

    Kaçınılmaz Entegrasyon: Yapay zeka artık bir “özellik” veya geçici bir “trend” değildir. Tıpkı elektrik veya internet gibi, ekonomiden güvenliğe, eğlenceden bilime kadar her alanı yeniden şekillendiren temel bir “altyapı” haline gelmiştir. Bu yeni altyapıya adapte olmak, kurumlar ve devletler için bir seçenek değil, varoluşsal bir zorunluluktur.

    Sektörün en etkili liderlerinin potansiyel tehlikeleri açıkça kabul etmelerine rağmen hiçbirinin “frene basmaması”, teknolojik ilerlemenin hızı ile toplumsal sorumluluk arasındaki kritik dengeye duyulan acil ihtiyacı göstermektedir. Bu kontrolsüz ivme, proaktif ve küresel bir yönetişim çerçevesi oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.

    Nihayetinde, içinde bulunduğumuz çağ, insanlık için bir yol ayrımını temsil etmektedir. “Dünyayı kimler, kimin adına ve ne için şekillendiriyor?” sorusu, artık sadece siyasetçilere değil, bu devrimci teknolojiyi inşa eden mimarlara da yöneltilmelidir. Gelecek, onların attığı adımlarla, aldığı kararlarla ve üstlendiği sorumluluklarla biçimlenecektir.

    1. OpenAI Gelişmeleri: Yarış Kızışınca Gelen Hamle

    Rakiplerin (Claude Opus 4.5, Gemini 3) hızlanması, OpenAI’ı beklenen takvimden önce harekete geçirdi. Sam Altman’ın daha önce ima ettiği GPT-6 yerine, GPT 5.2 modeli piyasaya sürüldü. Bu model tek tip değil; “Instant” (hızlı), “Thinking” (düşünen) ve “Pro” olmak üzere katmanlı bir yapıda geldi.

    Performans: GPT 5.2, insanların 4 ila 8 saatte tamamladığı karmaşık görevlerde %71 oranında daha başarılı oldu. “Pro” modelinin, insan yönlendirmesi olmadan istatistiksel öğrenme teorisindeki problemleri çözebildiği belirtiliyor.

    Halüsinasyon Azaldı: Düşünme modeli, bir önceki versiyona göre halüsinasyon oranını %38 azalttı.

    Disney Ortaklığı: OpenAI, Disney ile 1 milyar dolarlık dev bir anlaşma yaptı. Bu sayede Star Wars ve Marvel karakterleri Sora ve ChatGPT içine entegre edilecek. Bu hamle, eğlence sektöründe “izleyici” kavramını “üretici”ye dönüştürebilir.

    İç Gerilimler: Her şey toz pembe değil. Şirketten ayrılan Tom Cunningham gibi isimler, yapay zekanın istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinin konuşulmasının zorlaştığını iddia ediyor. Güvenlik için “Frontier Risk Council” kurulsa da, şirket “freni tutmayan bir araç” benzetmesi yapılıyor.

    2. Google Gelişmeleri: Ajanlar Devrede

    OpenAI’ın duyurusuyla eş zamanlı olarak Google da sessiz kalmadı. Odak noktaları, sadece sohbet eden botlar değil, “iş yapan” otonom ajanlar.

    Deep Research Agent: Gemini 3 Pro üzerine kurulan bu otonom araştırma ajanı, geliştiricilerin kullanımına açıldı.

    “Disco” Deneyimi: Google, web tarayıcısı deneyimini değiştiren “Disco” adlı yeni bir prototip sundu. Bu sistem, yaptığınız araştırmaları otomatik olarak sekmelere ayırıp, konuyla ilgili mini uygulamalar oluşturabiliyor.

    Entegrasyon: Google Cloud, Anthropic’in MCP altyapısını entegre ederek yapay zeka modellerinin farklı araçlarla konuşabilmesinin önünü açtı.

    aimimarlar

    3. Robotik ve Ortak Akıl: “Pluribus” Dönemi

    Sanal dünyadaki zeka, fiziksel bedene bürünmeye başladı. Ancak buradaki en çarpıcı gelişme, robotların bireysel değil “kolektif” bir zekaya sahip olması.

    Ortak Akıl (Hive Mind): “Skilled AI” girişimi, robotlar için Pluribus adında bir ortak akıl geliştiriyor. Bir robotun öğrendiği beceri (örneğin kapı açmak), anında ağdaki diğer tüm robotlara aktarılıyor. Bu, öğrenme hızını katlanarak artırıyor.

    Çok Kollu Robotlar: Çinli Midea firması, insansı formun ötesine geçerek altı kollu “Miro” robotunu tanıttı. Tek seferde üç işi yapabilen bu robotun verimliliği %30 artırması bekleniyor.

    Tesla Optimus: Tesla’nın robotu Optimus, bir demo sırasında yere düştü. Elon Musk bu durumu, “Demek ki uzaktan bir insan yönetmiyordu, yönetseydi düşmesine izin vermezdi” diyerek otonomluğun kanıtı olarak savundu.

    4. Time Dergisi: 2025’in yıldızlarını açıkladı: Yapay zekanın mimarlarını ‘yılın kişisi’ seçti

    Time dergisinin kapağına taşıdığı “Yapay Zeka Mimarları” konsepti, 2025 yılının bir dönüm noktası olduğunu vurgulamaktadır. Kaynaklara göre, artık direksiyonda siyasetçiler değil; çip üretenler, model eğitenler ve veri merkezi kuranlar bulunmaktadır.

    Time’ın analizine göre bu yeni çağın en önemli özelliği: “Gaz var, alkış var, para var ama fren yok”.

    İşte bu inşaatın başındaki kilit figürler:

    timekapak2025

    Jensen Huang (Nvidia): Sistemin en güçlü ve sessiz figürü. Ürettiği çipler artık “kararların ışığı” olarak görülüyor. Devletler stratejilerini onun donanımlarına göre belirliyor.

    Sam Altman (OpenAI): Yangını başlatan kişi. İdealist bir kurucudan, devasa yatırımlar ve güvenlik riskleri arasında sıkışmış, kontrolü zorlanan bir makinenin yöneticisine dönüşmüş durumda.

    Mark Zuckerberg (Meta): Soğukkanlı stratejist. Yapay zekayı bir devrimden çok, ürünlerin (Instagram, WhatsApp) içine gizlenmiş pratik bir özellik olarak sunuyor.

    Demis Hassabis (DeepMind): “Bilimin Vicdanı”. Riskleri en net gören ve frene en yakın duran isim, ancak o da yarıştan kopmuyor.

    Elon Musk (xAI): “Kaos Taşıyıcı”. Hem tehlikeye dikkat çekiyor hem de Grok ile sınırları zorluyor. Sistemin ne kadar kontrolsüzleşebileceğinin canlı kanıtı.

    Fei-Fei Li: “İnsani Pusula”. Teknolojinin çocukların zihni ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerine odaklanarak, yapay zekayı güçlendirmeden önce “insanileştirmeyi” savunuyor.

    Jensen Huang (Nvidia): “Donanım İmparatoru”. Diğer herkes (Musk, Altman, Zuckerberg) birbirleriyle yarışırken, o hepsine muhtaç oldukları gücü (çipleri) satıyor. “Altına hücum” döneminde kazma-kürek satan adam misali, savaşın kazananı kim olursa olsun o kazanıyor.

    Dario Amodei (Anthropic): “İsyankar Mimar”. Sam Altman’ın eski prensi, şimdiki rakibi. OpenAI’dan “güvenlik” endişeleriyle ayrılıp Claude’u (Anthropic) kurdu. Hassabis gibi temkinli, ancak ticari yarışta daha agresif bir “etik alternatif” sunmaya çalışıyor.

    Lisa Su (AMD): “Sessiz Güç”. Donanım dünyasında Jensen Huang’ın tekeline kafa tutabilen tek isim. Pazarın tek bir imparatorun eline kalmaması için mücadele eden, mühendislik kökenli, soğukkanlı ve dayanıklı bir lider.


    Sonuç ve Analiz

    Kaynaklardaki genel kanı, 2025 yılının yapay zekanın bir “deney” olmaktan çıkıp dünyanın ekonomisini, savaş dilini ve iş tanımlarını yeniden yazdığı yıl olacağıdır. Bu süreçte en dikkat çekici nokta, risklerin bilinmesine rağmen kimsenin durmaya niyetinin olmamasıdır.

    Time’ın benzetmesiyle, insanlık şu an gökdelenin tepesinde, güvenlik önlemleri olmadan öğle yemeği yiyen işçiler gibi. Manzara büyüleyici, hız baş döndürücü ama aşağısı korkutucu. 2025, geri dönüşü olmayan o eşiğin aşıldığı yıl olacak.OpenAI’ın son hamleleri, yapay zeka dünyasındaki genel hızlanma ve “Yeni Çağın Mimarları” olarak adlandırılan figürlerin rolü, teknolojik bir yarıştan ziyade dünyanın yeniden inşa edildiği bir dönüm noktası olarak tasvir edilmektedir.

    Durumu netleştirmek için bir analoji yapmak gerekirse: Bu gelişmeler, insanlığın hep birlikte devasa ve son derece hızlı giden bir uçağa binmesi gibidir. Kokpitte (Time’ın mimarları dediğimiz) çok yetenekli pilotlar ve mühendisler vardır; motorları güçlendiriyorlar (Jensen Huang), rotayı çiziyorlar (Sam Altman) ve kabini konforlu hale getiriyorlar (Zuckerberg). Ancak uçak henüz haritalandırılmamış bir bölgeye doğru, daha önce hiç çıkılmamış bir hızda ilerlemektedir ve yolcular (insanlık), varış noktasının neresi olduğunu veya iniş takımlarının açılıp açılmayacağını bilmemektedir; sadece hızın yarattığı baskıyı ve heyecanı hissetmektedirler.

  • Yapay Zekanın Bilinmeyen Hikayesi

    Google’ın çatı şirketi Alphabet’e bağlı yapay zeka laboratuvarı DeepMind’ın 18 yıllık yolculuğunu anlatan Yapay Zekanın Bilinmeyen Hikayesi “The Thinking Game” belgeseli, yapay zekanın doğuşuna dair bildiğimizi sandığımız pek çok şeyi yeniden sorgulatıyor. Bu, sadece bir teknoloji şirketinin hikayesi değil; kurucusu Demis Hassabis’in çocukluk hayallerinin bir yansıması. Henüz 12 yaşında bir satranç dehasıyken katıldığı büyük bir turnuvadan, odadaki yüzlerce beynin “daha büyük sistemleri” çözmek yerine bir oyuna odaklanmasını sorgulayarak çekilen Hassabis’in hayat amacı, zekanın kendisini çözmekti. Yapay Genel Zeka (AGI) yaratma hedefiyle çıkılan bu yol, çoğu insanın tahmin ettiğinden çok daha fazla sezgiye aykırı dönemeçle ve derin derslerle dolu. İşte bu inanılmaz belgeselden damıtılmış, yapay zekanın geleceğini anlamak için bilmeniz gereken en şaşırtıcı 6 gerçek.

    ai child


    1. Çığır Açan Yapay Zeka: Kuralları Unut, Sadece Hedefi Ver.

    DeepMind’ın ilk büyük başarılarından biri, DQN adını verdikleri bir yapay zeka ajanıydı. Bu yapay zeka, “Pong” ve “Breakout” gibi klasik Atari oyunlarını oynamayı öğrenmek üzere tasarlandı. İşin devrimsel kısmı ise nasıl öğrendiğiydi. Geliştiriciler, yapay zekaya oyunun nasıl oynanacağına, puanın nasıl kazanılacağına veya stratejinin ne olması gerektiğine dair tek bir kural bile öğretmedi. Ona verilen tek bir komut vardı:

    Maksimum skor elde etmen lazım.

    Bu basit hedef, her şeyi değiştirdi. Yapay zeka, bu amaca ulaşmak için binlerce kez oynadı. Süreç ise hiç de doğrusal değildi. Örneğin “Pong” oyununda önce kötü oynadı, daha da kötüleşti, sonra yavaş yavaş iyileşmeye başladı ve nihayetinde hiçbir insanın yenemeyeceği insanüstü bir seviyeye ulaştı. Bu, kendi kendine öğrenen yapay zekanın temel prensibini ortaya koyuyordu: Bir makine, sadece nihai hedefi bilerek, o hedefe giden yolu tamamen kendi başına ve hatta bocalayarak keşfedebilir.

    2. Bir Yapay Zeka Hamlesi O Kadar Yaratıcıydı ki, Dünyanın En İyisini Şaşkına Çevirdi.

    DeepMind’ın AlphaGo projesinin, Go şampiyonu Lee Sedol’a karşı oynadığı tarihi maç, yapay zekanın sadece hesaplama yapabilen bir araç olmadığını kanıtladı. Maçın en kritik anı, AlphaGo’nun yaptığı “37. hamle” idi. O an, maçı izleyen tüm Go ustaları ve yorumcular, hamlenin tuhaf, anlamsız ve bariz bir hata olduğu konusunda hemfikirdi. Herkes bilgisayarın maçı kaybettiğini düşündü.

    Ancak bu hamle bir hata değil, daha önce hiçbir insanın aklına gelmemiş bir deha ürünüydü. AlphaGo’nun zafere giden yolunu açan bu stratejik hamle, makinelerin sadece mantık yürütebileceği, asla gerçek yaratıcılık gösteremeyeceği yönündeki yaygın kanıyı yerle bir etti. Bu, sadece bir bilgisayarın oyun kazanması değildi; makinenin, daha önce yalnızca insana özgü olduğuna inanılan bir sezgi biçimini sergilemesiydi.

    3. İnsanüstü Bir Yapay Zeka Bile, İnsan Yaratıcılığı Tarafından Bozulabilir.

    AlphaGo’nun yenilmez olduğu düşünülürken, insanlık onurunu kurtaran bir an yaşandı. AlphaGo, Lee Sedol’u beş maçlık seride 4-1 mağlup etti, ancak o tek zafer, makinenin kırılganlığını ortaya koydu. Serinin dördüncü oyununda, her şeyi kaybetmiş ve baskıdan tamamen arınmış bir zihinle oynayan Lee Sedol, en az AlphaGo’nunki kadar parlak ve beklenmedik bir hamle yaptı. “78. hamle” olarak bilinen ve sonradan “ilahi hamle” olarak adlandırılan bu strateji, AlphaGo’nun hiç beklemediği bir şeydi.

    Bu alışılmışın tamamen dışındaki insan sezgisi karşısında, AlphaGo’nun sistemi adeta çöktü. Yapay zeka bir anda birbiri ardına “saçma sapan” hamleler yapmaya başladı ve o oyunu kaybetti. Bu büyüleyici an, en mükemmel görünen sistemlerin bile, öngörülemeyen insan yaratıcılığı ve “kutunun dışında düşünme” yeteneği karşısında kırılabileceğini gösterdi.

    4. En Güçlü Yapay Zeka, İnsan Bilgisini Tamamen Göz Ardı Ederek Öğrendi.

    AlphaGo’nun başarısının ardından DeepMind, daha da iddialı bir proje olan AlphaZero’yu geliştirdi. Aralarındaki en temel ve şaşırtıcı fark, öğrenme metoduydu. İlk versiyon olan AlphaGo, başlangıçta insanlar tarafından oynanmış 100.000’den fazla Go oyunundan oluşan bir veri setiyle eğitilmiş, yani işe insan bilgisiyle başlamıştı.

    AlphaZero’da ise bu yaklaşım tamamen terk edildi. Ona sıfır insan verisi verildi. Go oyununun sadece temel kuralları öğretildi ve ardından kendi kopyalarına karşı milyonlarca kez oynamaya bırakıldı. Sonuç şok ediciydi: AlphaZero, insan verisiyle eğitilen atasından çok daha hızlı öğrendi ve ondan çok daha güçlü hale geldi. Bu durum, alçakgönüllü bir olasılığı akla getiriyordu: Yüzyılların insan bilgisi, bazı alanlarda bir kafes olabilir ve gerçek atılımlar, miras aldığımız önyargılardan tamamen arınmış bir zihin gerektirebilir.

    5. Bir Masa Oyunu Zaferi, Küresel Bir Süper Güç İçin ‘Sputnik Anı’ Oldu.

    2017’de AlphaGo, bu kez Çinli Go şampiyonu Ke Jie ile karşılaştı. Maç Çin’de gerçekleşiyor, halk dev ekranlardan anbean takip ediyordu. Ancak AlphaGo’nun kazanacağı netleştiği kritik bir anda, Çin hükümeti yayını kesti.

    Belgesel, bu olayı Çin için bir “Sputnik anı” olarak tanımlıyor. Tıpkı 1950’lerde Sovyetler Birliği’nin Sputnik uydusunu uzaya göndererek ABD için bir uyandırma servisi olması gibi, AlphaGo’nun zaferi de Çin’i yapay zeka alanında devasa ulusal yatırımlar yapmaya iten bir dönüm noktası oldu. Bu olay, yapay zeka gelişiminin sadece teknolojik bir yarış değil, aynı zamanda büyük bir jeopolitik mesele olduğunu açıkça ortaya koydu.

    6. Asıl Hedef Oyun Kazanmak Değil, Hastalıkları Tedavi Etmek.

    DeepMind’ın oyunlarda ustalaşma hedefi, aslında çok daha büyük bir amacın antrenman sahasıydı. Bu, Demis Hassabis’in 12 yaşındayken satranç turnuvasından çekilme kararının nihai sonucuydu. Şirket, oyunlarda geliştirdiği kendi kendine öğrenme prensiplerini, bilimin en büyük gizemlerinden biri olan “protein katlama problemi”ni çözmek için kullandı. Bu problemin çözülmesi, Alzheimer ve kanser gibi sayısız hastalığın tedavisinde anahtar rol oynuyor.

    DeepMind’ın AlphaFold adını verdiği yapay zeka, CASP14 isimli prestijli bilimsel yarışmada, bu sorunu %90’ın üzerinde bir doğrulukla çözerek bilim dünyasını sarstı. Daha da önemlisi, bu çığır açan teknolojiyi tüm dünyadaki araştırmacıların kullanımına açtılar. Bu hamle, DeepMind’ın nihai hedefinin oyun kazanmak değil, Hassabis’in çocukken hayal ettiği gibi, insanlığın en temel “büyük sistem” sorunlarına çözüm bulmak olduğunu gösteren en güçlü kanıttı.

    Sonuç: Sadece Tek Bir Şansımız Var

    DeepMind’ın hikayesi, zekanın yeniden tanımlandığı bir geleceğin ön gösterimi niteliğinde. Bu yolculuk bize yapay zekanın yaratıcı, aynı zamanda kırılgan olabildiğini; jeopolitik bir rekabet unsuru olduğu kadar, küresel iyilik için de güçlü bir araca dönüşebileceğini gösteriyor. Ancak hastalıkları tedavi etme potansiyeli taşıyan bu teknolojiler, aynı zamanda askeri ve devlet kontrolü gibi alanlarda da derin zorluklar barındırıyor. Bu gücün kontrolü, insanlığın önündeki en büyük sınav olacak.

    Belgeseli izlemenizi tavsiye ederim.

  • Dönüşüm Başladı

    Yapay zeka artık sadece bir “hype” (heyecan dalgası) değil; somut verilerle iş dünyasını yeniden şekillendiren bir güç. OpenAI’ın yayınladığı son rapor ve teknoloji devlerinden gelen haberler tek bir şeyi işaret ediyor: Dönüşüm başladı.

    Bu yazıda, “State of Enterprise AI” raporunun çarpıcı sonuçlarından Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın gelecek tahminlerine ve Google’ın yeni donanım hamlelerine kadar teknoloji turunun en önemli başlıklarını derledik.

    YouTube Sesli Özeti


    1. Kurumsal Dünyada Verimlilik Devrimi

    OpenAI’ın yayınladığı “State of Enterprise AI” raporu, 1 milyondan fazla kurumsal kullanıcıdan elde edilen verilerle hazırlandı. Rapor, yapay zekanın şirketlerdeki verimliliği nasıl artırdığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

    Ankete katılan çalışanların %75’i, yapay zekanın iş hızını ve çıktı kalitesini artırdığını belirtiyor. Daha da önemlisi, yine %75’lik bir kesim, daha önce yapamadıkları işleri artık yapabildiklerini söylüyor. Bu durum, teknolojinin sadece bir hızlandırıcı değil, aynı zamanda yetenek artırıcı bir araç olduğunu kanıtlıyor.

    Departmanlar Arası Sınırlar Kalkıyor Dönüşüm Başladı – 2026

    Dönüşüm, departmanlar arasındaki duvarları da yıkıyor. Rapor, bir çalışanın artık birden fazla departmanın işini yapabildiği “çapraz verimlilik” dönemine girdiğimizi gösteriyor:

    IT (Bilişim): Sorun çözmede %87 hızlanma.

    Pazarlama: Kampanya hazırlamada %85 hızlanma.

    İK: Çalışan bağlılığı çalışmalarında %75 iyileşme.

    Özellikle “Power User” (Güçlü Kullanıcı) olarak tanımlanan en yoğun %5’lik kesim, ortalama kullanıcıya göre yapay zeka ile 6 kat daha fazla etkileşime giriyor ve haftada 10 saatin üzerinde zaman kazanıyor.

    2. Nvidia CEO’su Jensen Huang: Enerji ve Çiplerin Savaşı

    Kurumsal benimseme artarken, altyapı tarafında büyük bir yarış var. Nvidia CEO’su Jensen Huang, yapay zeka başarısı için beş kritik katmana dikkat çekiyor: Enerji, Altyapı, Çipler, Modeller ve Uygulamalar.

    Huang’a göre ABD, çip teknolojisi ve öncü (frontier) modellerde Çin’in yaklaşık 6 ay önünde. Ancak Çin, enerji üretimi ve altyapı inşa hızı konusunda büyük bir avantaja sahip. Huang, yapay zekanın önündeki en büyük engelin enerji olduğunu ve nükleer enerjinin bu noktada kritik bir çözüm olabileceğini vurguluyor.

    Ayrıca Huang, “Meslekler yok olmayacak, mesleklerin içindeki görevler dönüşecek” diyerek çalışanların kendilerini “yaptıkları işlerle değil, amaçlarıyla” tanımlayacakları bir geleceğe işaret ediyor.

    3. Donanım Hamlesi: Google ve Akıllı Gözlükler

    Dönüşüm sadece yazılımda değil, donanımda da kendini gösteriyor. Google, 2026 yılında “Gemini” yapay zeka modeli ile entegre çalışacak akıllı gözlüklerini piyasaya süreceğini duyurdu.

    Project Astra vizyonunun bir parçası olan bu gözlükler, Samsung ve Gentle Monster gibi ortaklarla geliştiriliyor. Navigasyon, anlık çeviri ve bildirimleri gözünüzün önüne getirecek bu teknoloji, yapay zekayı bilgisayar ekranından çıkarıp hayatın tam merkezine yerleştirmeyi hedefliyor.

    4. Güvenlikte Beklenmedik Açık: “Şiirsel” Tehlike

    Her dönüşüm kendi risklerini de beraberinde getirir. İtalya’daki Icaro Labs tarafından yapılan ilginç bir araştırma, yapay zeka modellerinin şiir formatındaki isteklere karşı savunmasız olduğunu ortaya çıkardı.

    siir ai cybersecurity

    Araştırmaya göre, zararlı bir istek şiir formatında yazıldığında güvenlik duvarları %62 oranında aşılabiliyor. Testlerde Google’ın bazı modelleri bu saldırılara karşı başarısız olurken, OpenAI’ın GPT-4o Nano modeli saldırılara karşı en dayanıklı model olarak öne çıktı. Bu durum, sistemlerin “ne” söylendiğine odaklandığını ancak “nasıl” söylendiği (format) değişince savunmasız kalabildiğini gösteriyor.

    Sonuç: Eyleme Geçen Yapay Zeka

    OpenAI ve Instacart entegrasyonu gibi örnekler, yapay zekanın sadece sohbet eden değil, sepet oluşturan ve satın alma yapan “Eylemci” (Agentic) bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Teknoloji hızla ilerlerken, şirketlerin ve bireylerin bu dönüşüm dalgasını Jensen Huang’ın deyimiyle “bir sörfçü gibi doğru zamanda yakalaması” gerekiyor.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Kullandığını Görüyorum :)

Önemli değil kullanmaya devam edebilirsin, o gıcık siteler gibi seni uğraştırmayalım. Sağ üstten çarpıya tıklayarak bunu kapatabilirsin.